Ò ANADOLU’DA MARKAYA VERİLEN DEĞER
Anadolu’da işletmelerin markalaşma ve halkla ilişkilere bakış açısı şu an istediğimiz yerde olmasa bile iyi diyebileceğimiz bir noktada. Mali sorunlar, markalaşmanın önemsiz görülüşü gibi gerekçelerden dolayı işletmeler markalaşma ve kurumsallaşmaya gereken önemi göstermiyorlar.
Markalara ve onların bağlı olduğu ülkelere baktığımız takdirde, dünyaya maddi kültürlerini yaymayı başarmış modern ve güçlü ülkelerin yer aldıklarını görmekteyiz.
Markaları zikredilince aklımızda marka sahibi ülke canlanır. Aslında marka aynı zamanda milli kültürün gücüdür. Türkiye’de markalaşma daha çok kıt ve kısa vadeli hedeflerle başlanıldığı için markalaşma serüveni de kısa sürmektedir. Uzun soluklu markalaşma serüveni ise daha yeni yeni başlamıştır. Daha çok fason üretimi tercih ediyoruz. Anadolu’da gördüğüm en büyük yanlış da bu.
Türkiye’de ki bir çok firma yurt dışındaki büyük markalara (Puma-Nike-Adidas vb..) üretim yapıyor. Kısa vadeli hedeflerle fason üretimi seçiyorlar. Amaç kısa zamanda para kazanmak ve günü kurtarmak..
Bizim iş gücümüze, kalite anlayışımıza, dünya markalarının etiketi vurulduğu için emeğimizi, zamanımızı, milli gücümüzü bir nevi para karşılığında satmış oluyoruz. Oysaki kısa vadeli hedefler yerine uzun soluklu büyük hedeflerle kendi markamızı konumlandırsak ve iş gücümüze, kalitemize kendi değerlerimizi anlatan markamızı markalasak, geleceğe yatırım yapmış oluruz. O zaman milli gücümüzle milli ekonomiye katkıda bulunur maddi kültürümüzü global platformda yaşanır hale getiririz. Böylece Türkiye’nin milli ekonomisi gelişir. Hem biz hem de ülkemiz kazanmış olur. Hepimizin bu konuyu çok ciddiye alması gerekir. Şimdilerde bu konuya eğilim var ama bunun arkası gelmeli ve istikrarlı hale getirilmeli diye düşünüyorum.
Anadolu’da ki firmaların ekonomik yönden özellikle nakit para akışında sıkıntıları olması sebebiyle markalaşmaya ve tabiî ki reklama ayrılan bütçede ona göre oluyor. Bu durum firmaları zora sokuyor. Ama reklama ayrılan bütçe her ne kadar da işletmeler için mali yönden külfet gibi görünse de özellikle halkla ilişkiler yönetimi için söylüyorum uzun vadede işletmeye fazlasıyla getirisi olacaktır. Yeter ki firmalar markalaşıp, kurumsallaşabilsin. Hedef kitle için tercih sebebi yaratsın. Farkındalık sağlayıp marka aşkını başlatabilsin. Tabi bu kriterlere uyuldu her şey bitti demek de yanlış olur. Çünkü istikrar aslında tüm saymış olduğum düsturlardan da önce geliyor.
Buna ek olarak üstünde durmak istediğim bir konu ise profesyonellik. Bizim mesleğe genel bakış açısı entelektüel oluşudur. Yalnız unutulmaması gereken şudur ki profesyonellik müşterinin istekleri, problemlerini anlamaktan ve buna uygun çözümler üretmekten geçer. Bir şey söylerken ne söylediğiniz kadar nasıl söylediğiniz de önemlidir.
Dünyaya sattığımız kalitelerin bir "marka" sı bile yok!...
Büyük şehirlerdeki marka rekabeti, Anadolu'da da markalaşmayı tetikliyor. Ancak zihinlerde yer edinmiş yanlış düşüncelerin bir adım ötesine geçmek bile çok zor. Ben, marka uzmanı olarak Anadolu'da "markalaşamamayı" değerlendirmek durumunda kalıyorum.
Marka yaratma, marka oluşturma, marka tutundurma alanında 1995 yılından bu yana hizmet veren bir Ajans olarak Markalaşmanın, kurumların literatürüne henüz tam olarak yer edinmediğini söyleyebilmekteyim. Kurumlar, markaya yapılan yatırımları boşa harcanan para olarak değerlendiriyorlar. "Anadolu Markası" denilebilecek marka sayısı çok az. Ancak buna rağmen, markalaşmak isteyen firma sayısı da hayli fazla.
‘‘Marka" geleceğe yapılan yatırımdır’’ , Biz kurumların hizmet/ürünleri için doğru marka ve doğru stratejilerle marka ismi oluşturma, marka konumlandırma, marka tutundurma, marka koruma faaliyetlerimizle söz konusu kurumları yerelden ulusala, ulusaldan da uluslar arası markalar platformuna taşımayı hedefliyoruz.
Çünkü Anadolu'da dünya pazarlarında yer alabilecek nitelikte birçok marka adayı var. TPE (Türk Patent Enstitüsü)'ye kayıtlı 170.000 ürün markası bulunan Anadolu'nun (Konya, Nevşehir, Eskişehir, Ankara vs.) uluslar arası değeri olan markaların sayısı çok azdır. KOBİ başkenti Konya, tekstilde çok ileri olmasına rağmen kendi markasını oluşturamamış, Puma gibi bir dünya markasına fason üretim yaparak "markasız kalite" rolüne devam etmektedir. Bu da ülkemizin ekonomisini ve gelecekteki maddi kültürümüzü olumsuz etkiliyor. Dolayısıyla kısa vadeli çözüm yolları ile uzun vadeli yatırım yapılamıyor.
Konya başta olmak üzere Anadolu'nun birçok kentinde markalaşma ve kurumsallaşma faaliyetlerine müteşebbislerin gerekli desteği ve yatırımları yapması gerek. Markalaşma adaylarının kurumsallaşma faaliyetlerini doğru stratejilerle yürütmeleri gerekiyor. Bunun için uzman bir markalaşma danışmanının bilgisine başvurmak gerek. Şuna inanıyoruz ki medeniyetler beşiği Anadolu, yakın bir gelecekte uluslar arası değeri olan dünyaca ünlü birçok markayı da bağrından çıkaracaktır.
Uzun vadeli yatırım yapan firmalar, doğru stratejilerle marka değerlerini arttırarak zorlu rekabet şartlarında güçlü bir şekilde varlıklarını sürdürmektedirler. Bu anlamda Anadolu'da marka değeri yüksek ürün/hizmetlerin oluşturulması için firmaların ihtiyaç duydukları danışmanlık hizmetlerine ciddi yatırımlar yapmaları gerekmektedir.
2007-2008 ByKANBER Ó Bütün Hakları Ajans Alize'ye Aittir.